sohbet.gif (67730 bytes)

Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Forum Kayıt ol Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 09-16-2009, 07:47 PM   #1 (permalink)
Junior Member
Avatar Yok
Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 13
Konular:
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı : 10
Kıdemi : sercan is on a distinguished road
Standart MutluluĞun sirri: Allah'in rizasi

Bazı insanlar, içinde yaşadıkları topluma, diğer insanlarla olan ilişkilerine, hatta kendilerine çok yakın olan, her fırsatta kendilerini çok sevdiklerini söyledikleri arkadaşlarına, kardeşlerine ve akrabalarına dahi menfaat gözüyle bakmaktan hiç çekinmemektedirler. Küçük ya da büyük herhangi bir çıkar çatışması söz konusu olduğunda, aralarındaki güzel olan herşeyi bir anda unutarak, değer verdikleri, sevdikleri insanları bir anda gözden çıkarabilmektedirler. Bu insanların, mutlu olabilmeleri, huzurlu ve rahat bir hayat yaşayabilmeleri kendilerince elde edecekleri menfaatlere bağlıdır. Yaptıkları en ufak bir iyilik ve yardım için bile mutlaka bir karşılık beklerler. Herhangi bir karşılık beklemeden, bir şey yapmayı ise, kaybı olarak değerlendirirler. Bu şekilde davranan iyi niyetli insanları ise her fırsatta kötüleyip, alay ederek kendilerinin sözde çok daha akıllı ve daha üstün olduklarını göstermeye çalışırlar. Menfaatleri söz konusu olmadıkça fedakarlık yapmayı düşünmez, çıkarlarından asla taviz vermezler. Tek amaçları, bu hayattan olabilecek en iyi şekilde istifade edebilmek ve buna bağlı olarak da rahat ve mutlu bir hayat sürebilmektir. Bu yüzden bu insanlar için, kendi menfaatlerinden daha önemli bir konu yoktur. Her zaman, her yerde, her şartta yalnız kendilerini düşünür ve daima kendi çıkarlarını korumaya çalışırlar. Burada yanlış anlaşılmaması gereken bir nokta vardır; her insan elbette rahat ve mutlu bir hayat sürmek ister, ancak burada yanlış olan, bu kimselerin bu isteklerini gerçekleştirmek için izledikleri yoldur.

Bu kimselerin menfaatlerine böylesine bağlı olmalarının nedeni ise, Allah'ın insanlar için bir 'hidayet ve bir öğüt' olarak indirdiği Kuran ahlakını yaşamamaları ve Kuran'ın kendilerine yüklediği sorumlulukları gözardı etmeleridir. Hayatları boyunca, Allah'ın "Onlar, dünya hayatından (yalnızca) dışta olanı bilirler, ahiretten ise gafil olanlardır" (Rum Suresi, 7) ayetiyle bildirdiği gibi, ahiretten habersiz bir yaşam sürerler. Ölümü, ölüm sonrasında nelerle karşılaşacaklarını, hayatları boyunca tüm yaptıkları için Allah'a hesap vereceklerini, bunun sonucunda da cennet ya da cehennemde -Allah’ın dilemesi dışında- sonsuza dek kalacaklarını akıllarına getirmez ya da getirmek istemezler. Bu insanları bu şekilde umursamaz ve akılsızca davranmaya iten en önemli etken ise, ahireti kendilerinden uzak görmeleridir. Kendilerince daha yaşayacak vakitleri vardır, bu yüzden hiç düşünmedikleri ya da düşünseler bile gerçekleşeceğine pek ihtimal vermedikleri bir şey için tüm hayatlarını, çıkarlarını ve kurdukları planlarını feda etmek istemezler. Bunu kendilerince çok büyük bir kayıp olarak nitelendirirler. Dünya hayatını ve dünya menfaatlerini, ahirette kazanacaklarına oranla çok daha yakın ve kolay görürler. Bu yüzden, dünyaya sımsıkı bağlanıp ahireti gözardı ederler. Tüm isteklerini bu kısa dünya hayatına sığdırmaya çalışırlar. Tüm hayatlarını Allah'ın rızasından uzak, Allah'ı razı edecek davranışlardan, güzel ahlak göstermekten kaçınarak geçirir, kendi dünyevi tutku ve hırslarıyla tüm vakitlerini tüketirler.

Önceki bölümlerde de anlatıldığı gibi, dünya hayatına duyulan hırs, insanları mutsuzlaştırmaktadır. Allah, her fırsatta Allah'ın zikrinden yüz çeviren bu insanların, dünya hayatlarında da mutlu olamayacaklarını, sürekli sıkıntı içerisinde yaşayacaklarını Kuran'da şöyle bildirmektedir:

Kim de Benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır ve Biz onu kıyamet günü kör olarak haşr edeceğiz. (Taha Suresi, 124)

Bu kimselerin yanında Allah'ı anmak, onlara Kuran'dan sorumlu tutulacaklarını, ahiret günü, dünya hayatında tüm yaptıklarından Allah'a hesap vereceklerini hatırlatmak bu kimselere büyük bir rahatsızlık vermekte, hatta öfkelenmelerine neden olmaktadır. Allah inkar edenlerin bu özelliğini şu sözlerle bildirmektedir:

Sadece Allah anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalbi öfkeyle kabarır. Oysa O'ndan başkaları anıldığında hemen sevince kapılırlar. (Zümer Suresi, 45)

Allah'ın salih kulları olan müminler için ise, 'Allah'ın rızası' hayatlarının asıl amacıdır. Müminler, kendilerini yoktan var edip, istedikleri herşeyi kendilerine verenin, herşeyin gerçek sahibinin ve tek hakiminin Allah olduğunu, tüm olayların O'nun dilemesiyle gerçekleştiğini, O'nun hem rahmet hem de azap sahibi olduğunu çok iyi bilen insanlardır. Bu yüzden müminlerin Allah'a olan bağlılıkları, tevekkülleri ve sevgileri çok güçlüdür.

Müminler hayatları boyunca yalnızca Allah'a ibadet eder, yalnızca O'ndan yardım dilerler (Fatiha Suresi, 4) ve O'ndan başka hiç kimseden korkmazlar. Allah'a karşı duydukları bu güçlü sevgi ve bağlılıklarından dolayı Allah'a karşı daima şükredici bir tavır içerisinde olur ve O'na kullukta asla gevşeklik göstermezler. Allah'ın rızasını kazanmak için çok şevkli ve titiz davranırlar. Cahiliye insanlarının uğruna hayatlarını adadıkları tüm dünya menfaatlerinden ve değerlerinden, Allah'ın rızasına ve cennetine kavuşmak için vazgeçebilirler. Bundan dolayı da içlerinde hiçbir sıkıntı ve huzursuzluk hissetmezler. Çünkü onlar 'Allah'ın rızasını arayıp kazanmak amacıyla nefislerini satın alanlar' (Bakara Suresi, 207) ve 'Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır' (Enam Suresi, 162) diyerek Allah yolunda 'dosdoğru' bir istikamet tutturanlardır. Örneğin cahiliye insanlarının hayatında mal kavramı oldukça önemli bir yer tutar. Bu kimselerin tüm çabaları malca çoğalmak ve insanlar arasında itibar ve saygı görecek bir makam elde etmek içindir. Allah Kuran'da bu insanlar için daha birçok konunun tutku haline geldiğini şöyle haber vermektedir:

Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ekinlere duyulan tutkulu şehvet insanlara 'süslü ve çekici' kılındı. Bunlar, dünya hayatının metaıdır. Asıl varılacak güzel yer Allah Katında olandır. (Al-i İmran Suresi, 14)
sercan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


islami sohbet
Sitemizde Yenimisiniz ? Yardım Konuları

SİMAR Powered by vBulletin® Version 3.8.3 .
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.0